Ayrılık depreminin enkazında hapsoldum
Aşkın başkenti düştü, evet sol yerim bitti
Oksijene taliptim lâkin zehir soludum
Bedenim buz kesildi en son ciğerim bitti
Kalem boynunu büktü, mürekkep firar etti
Kırk makamda şakıyan bülbül intihar etti
Kalakaldı dizlerim beni bîkarar etti
Vuslat diye çırpınan kutlu seferim bitti
Uçuruma attılar hicran denen tepede
Can kurtaran umutlar can çekişti şüphede
Vuruldum, yaralandım, yenildim her cephede
Hayalime saltanat kuran zaferim bitti
Bir adımda çölleri geçen adamdım güya
Seraplarda boğuldum varmak isterken suya
Gerçekle yüzleşince son buldu hemen rüya
Kabuslar çöreklendi, gözümde ferim bitti
Ahdim vardı yar için dünyayı yakacaktım
Hasrete omuz veren dağ olsa yıkacaktım
Heyhat gitti, ardından kanlı gözlerle baktım
Sözde kaldı yiğitlik, özde cevherim bitti
Sanırdım aşk bağından mahsul aldım firesiz
Lakin gönlüm olmadı bir gün bile yâresiz
Merdivensiz kuyuda kalakaldım çaresiz
Planlar suya düştü, türlü hünerim bitti
Yıllarca çıkmazlarda doğru adres aradım
Tokat hadden geçince parçalandı inadım
Dünya mutluluk yeri değilmiş geç anladım
Ömrü heba ettikten sonra kederim bitti
Keşke azıcık takat bir parça derman olsa
Keşke verimli tarla, münbit bir harman olsa
Keşke cürmüm silinse, affıma ferman olsa
Ganimet gibi olan vakt-i seherim bitti
Halil israf eyleme tek atımlık kurşunu
Hazer et, iyi harca, bari son kuruşunu
Geri çevirmek muhal, artık hayat kuşunu
Sermayem dibe vurdu, ömr-ü ekserim bitti